New Principle Decision on Explicit Consent and Information Provision Processes
April 14, 2026A Significant Decision from the Court of Appeal on Claims for Severance and Notice Compensation Filed During Ongoing Reinstatement Proceedings
April 14, 2026
Yargıtay’dan İşe İade Süreci Devam Ederken Açılan
Kıdem ve İhbar Tazminatı Davalarına İlişkin Önemli Karar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 10 Aralık 2025 tarihli ve 2025/7723 E., 2025/9733 K. sayılı kararında (“Karar”); işe iade davası ile birlikte veya bu dava devam ederken açılan kıdem ve ihbar tazminatı gibi feshe bağlı alacaklara ilişkin taleplerin hukuki durumu bakımından ayrıntılı biçimde değerlendirme yapmıştır.
Karar’a konu olayda işçi 30.09.2016 tarihinde işe iade davası açmış; yargılama devam ederken 18.01.2017 tarihinde ayrıca kıdem ve ihbar tazminatı talepli bir işçilik alacakları davası da açmıştır. İşe iade davası 26.07.2018 tarihinde kesinleşmiş, işçi işe başlatılmak üzere kanuni süresi içinde 14.11.2018 tarihinde işverene başvurmuş; ancak işveren 21.01.2019 tarihinde işçiyi işe başlatmamıştır.
Yargıtay, süresinde yapılan başvuru üzerine iş sözleşmesinin devam ettiğini, işverenin işe başlatmama iradesinin yeni bir fesih niteliğinde olduğunu ve sözleşmenin 21.01.2019 tarihinde feshedilmiş sayılması gerektiğini belirtmiş; bu nedenle 18.01.2017 tarihinde açılan kıdem ve ihbar tazminatı konulu işçilik alacakları davasının fesih henüz gerçekleşmeden açılmış olması sebebiyle “erken açılmış dava” niteliğinde olduğunu ve dava tarihi itibariyle hukuki yarar bulunmadığından taleplerin reddi gerektiğini değerlendirmiştir.
Karar, özellikle fesih tarihi, hukuki yarar ve bekletici mesele kavramları bakımından uygulamaya yön verecek nitelikte görünmektedir. Buna göre, işçi adına ileri sürülebilecek talepler bakımından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi riski ile karşılaşmamak adına, öncelikle işe iade davası açılması ve bu davada verilecek sonuca göre feshe bağlı alacaklara ilişkin dava yoluna başvurulması daha risksiz bir yaklaşım olarak değerlendirilebilecektir. Her somut olayın kendi koşullarına göre değerlendirilmesi gerekmekle birlikte Karar, devam eden işe iade süreçleri ile işe iade ve işçilik alacakları talepli davalarda dava stratejisinin ve talep zamanlamasının dikkatle değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Karar ile ortaya konulan temel ilkeler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
(i) İşe iade davası açıldığında sözleşme kesin olarak sona ermiş sayılmaz
Yargıtay’a göre; işçi feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davası açtığında, feshin geçerli olup olmadığı bu davada inceleneceğinden henüz iş sözleşmesinin sona erdiğinden söz edilemez. Bu nedenle işe iade davası dışında feshe bağlı alacaklar talep edilmişse, işe iade davası alacak davasında bekletici mesele yapılmalıdır.
(ii) İşe iade kararından sonra işçinin başvurusu belirleyicidir
Mahkeme feshin geçersizliğine karar verirse;
- İşçi kanuni süresi içinde işe başbaşvurmazsa fesih geçerli hâle gelir.
- İşçi süresinde başvurursa fesih hükümsüz hâle gelir ve iş sözleşmesi hiç sona ermemiş gibi kabul edilir.
Dolayısıyla işe iade kararı sonrasında işçinin tutumu, sözleşmenin akıbetini belirlemektedir.
(iii) İşverenin işe başlatmaması yeni bir fesih sayılır
Kararda açıkça belirtildiği üzere, işçinin süresinde işe iade başvurusunda bulunması hâlinde sözleşmenin devam ettiği kabul edilir. Bu durumda işverenin işçiyi işe başlatmaması, işveren feshi olarak değerlendirilmelidir.

