60-Day Rule for Data Breach Announcements
January 26, 2026A Notable Constitutional Court Decision on the Dismissal of Labor Claims with a Foreign Element on Statute of Limitations Grounds
January 27, 2026
Yabancılık Unsuru Taşıyan İşçilik Alacakları Davalarında Zamanaşımı Gerekçesiyle Davanın Reddedilmesi Konusunda Anayasa Mahkemesi’nden Önemli Karar
Anayasa Mahkemesi, yabancılık unsuru bulunan iş sözleşmelerine dayalı işçilik alacakları davalarında, zamanaşımı gerekçesiyle davaların esasa girilmeden reddedilmesine ilişkin olarak önemli bir karar vermiştir. Mahkeme, bu tür davalarda zamanaşımı değerlendirmesinin otomatik ve şekli biçimde yapılamayacağını açıkça ortaya koymuştur.
Karar; özellikle yurt dışında çalışan personeli bulunan şirketler, yabancı hukuka atıf içeren iş sözleşmeleri ve zamanaşımı savunmasına dayanan uyuşmazlıklar bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken sonuçlar doğurmaktadır.
16 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan; 29 Temmuz 2025 tarihli ve 2024/48855 başvuru numaralı karara konu olayda, başvurucu, fiilen Rusya’da çalıştığı iş ilişkisine dayanarak işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Yerel mahkeme ise uyuşmazlığa Rus hukukunun uygulanması gerektiğini kabul etmiş ve bu hukuktaki zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak bu süreçte mahkeme, hangi hukukun gerçekten uygulanması gerektiği, taraflar arasında geçerli bir hukuk seçimi bulunup bulunmadığı ve iş ilişkisinin Türk hukuku ile bağının devam edip etmediği hususlarını kapsamlı biçimde tartışmamıştır. Başvurucu, bu nedenle davasının esasına hiç girilmeden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.
Anayasa Mahkemesi, yaptığı incelemede, zamanaşımı değerlendirmesinin tek başına ve otomatik şekilde yapılamayacağını vurgulamıştır. Kararda;
- İş sözleşmesine hangi hukukun uygulanacağı açıkça belirlenmeden,
- Taraflar arasında geçerli bir hukuk seçimi olup olmadığı ortaya konulmadan,
- İşin fiilen nerede yapıldığı, iş ilişkisinin nasıl yürütüldüğü ve taraflar arasındaki fiili bağ değerlendirilmeden
yalnızca zamanaşımı gerekçesiyle davanın reddedilmesinin, mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği belirtilmiştir.
Mahkeme ayrıca, zamanaşımı müessesesinin hak arama özgürlüğünü tamamen ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağını ve mahkemelerin bu tür uyuşmazlıklarda öncelikle uygulanacak hukuku sağlıklı biçimde tespit etmekle yükümlü olduğunu açıkça ifade etmiştir.
Uygulamada, özellikle yurt dışı projelerde çalışan personel bakımından işverenler sıklıkla:
- İş sözleşmelerindeki yabancı hukuk atıflarına,
- Yabancı hukuktaki daha kısa zamanaşımı sürelerine
dayanarak davaların reddedilebileceğini varsaymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu kararla, bu yaklaşımın her zaman güvenli olmadığını net biçimde ortaya koymuştur.
Bu kapsamda, sözleşme metni kadar;
- Fiili çalışma düzeni,
- İş ilişkisinin gerçek yapısı,
- İşçinin korunması ilkesinin ihlal edilip edilmediği
de çok önemli hale gelmiştir. Kısacası, mahkemeler artık, “bu sözleşmeye yabancı hukuk uygulanır” tespitini yapmadan önce, Türk hukuku ile uyuşmazlık arasındaki bağın kopup kopmadığını ve işçinin asgari koruma standartlarından mahrum bırakılıp bırakılmadığını daha detaylı değerlendirmek zorundadır.

