İstanbul, Türkiye | Publication | June 2026

Yargıtay’dan Yıllık Ücretli İzin Hesabında Hafta Tatili Günlerinin İzin Süresinden Sayılamayacağına İlişkin Önemli Karar

Authors: Alara Ünal Orak, Yasemin Kocasakal, Ceren Delipınar

09.06.2026 tarihli ve 33275 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 3 Şubat 2026 tarihli ve 2025/9525 E., 2026/757 K. sayılı kararında (“Karar”); yıllık ücretli izin sürelerinin hesabında, izin dönemine denk gelen hafta tatili günlerinin izin süresinden sayılıp sayılamayacağını değerlendirmiştir.

Karar’a konu olayda işçi, diğer taleplerinin yanında yıllık ücretli izin alacağının tahsilini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi, davacının hizmet süresi karşılığında yıllık ücretli izin hakkı bulunduğunu kabul etmekle birlikte, dosyadaki yıllık izin belgelerine göre yıllık izinlerin kullandırıldığı ve davacının bakiye yıllık izin alacağının bulunmadığı gerekçesiyle yıllık izin ücreti talebinin reddine karar vermiştir.

Adalet Bakanlığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz başvurusunda ise davacının kıdemine göre 28 günlük yıllık izin hakkı bulunduğu, yıllık izin kullandığı dönemlere denk gelen hafta tatili günlerinin izin süresinden sayılamayacağı, bu nedenle davacının bakiye yıllık izin alacağının bulunduğu ileri sürülmüştür.

Yargıtay, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresinden sayılamayacağını vurgulamıştır. Somut olayda, davacının toplam 28 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu ve yıllık izin belgelerine göre 28 gün izin kullandığı görülmekle birlikte, bu izin dönemlerinin içinde toplam 4 hafta tatili günü bulunduğu tespit edilmiş ve davacının bakiye 4 günlük yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu sonucuna varmıştır.

Bununla birlikte, kararda cumartesi gününün hafta tatili olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkin herhangi bir değerlendirme veya hukuki tespit yer almamaktadır. Somut olayda hafta tatili hesabı, her izin haftası bakımından bir gün esas alınarak yapılmıştır. Bu çerçevede, anılan kararın cumartesi günlerinin yıllık izin hesabındaki konumuna ilişkin uygulamada mevcut tartışmalar bakımından kanunun yorumunda yeni bir yaklaşım ortaya koyduğu söylenemez. Karar, hangi güne denk geldiğinden bağımsız olarak yalnızca hafta tatili günlerinin yıllık ücretli izin süresinden mahsup edilemeyeceği yönündeki yerleşik ilkeyi bir kez daha teyit etmektedir.

Karar ile ortaya konulan temel ilkeler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

  • Yıllık izin süresine denk gelen hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri günleri yıllık izinden mahsup edilemez

İşçinin yıllık izin kullandığı dönemde hafta tatili günleri bulunuyorsa, bu günlerin yıllık izin bakiyesinden düşülmemesi gerekir.

  • Yıllık izinlerin kullandırıldığını ispat yükü işverene aittir

Yargıtay, yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını ispat yükünün işverende olduğunu tekrar vurgulamıştır. İşveren, yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya buna eşdeğer yazılı belgelerle ispatlamalıdır.

  • Yıllık izin hakkı, iş sözleşmesinin sona ermesiyle ücret alacağına dönüşür

İş sözleşmesinin ne şekilde sona erdiğinin veya feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının yıllık izin ücreti bakımından önemi bulunmamaktadır. İşçi kullanılmayan yıllık izin hakkına sahipse, sözleşmenin sona ermesiyle birlikte bu hak ücret alacağına dönüşür.

  • Yıllık izin kayıtlarında sadece toplam gün sayısının gösterilmesi yeterli olmayabilir

Somut olayda, yıllık izin belgelerinde davacının toplam 28 gün yıllık izin kullandığı görülmüş; ancak bu izin dönemlerinin içinde 4 hafta tatili günü bulunduğu için Yargıtay, gerçekte 4 günlük yıllık izin hakkının kullanılmamış olduğunu kabul etmiştir. İzin döneminin başlangıç ve bitiş tarihleri, bu döneme denk gelen hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile fiilen yıllık izinden mahsup edilecek gün sayısı ayrıca kontrol edilmelidir.