A New Era in International Trade Law:Distributed Ledger Technology
February 24, 2026Silent Risks Surrounding Final Court Decisions: Has the Litigation Truly Come to an End?
March 3, 2026
Kesinleşmiş Yargı Kararlarına İlişkin Sessiz Riskler: Yargılama Gerçekten Sona Ermemiş Olabilir mi?
Bir davada yargılamanın tüm aşamaları tamamlanmış, karar kesinleşmiş ve dosya kapanmış olabilir. Ancak bu durum, kararın hukuki etkilerinin artık tartışmaya kapalı olduğu anlamına gelmeyebilir. Kararın kesinleşmesini izleyen dönemde, taraflara tebliğ edilmeksizin ilerleyebilen Anayasa Mahkemesi (“AYM”) bireysel başvuruları nedeniyle, kararın sonuçlarına ilişkin yıllar sonra beklenmedik hukuki risklerle karşılaşılması söz konusu olabilir.
Nitekim bilindiği üzere, AYM başvurularına ilişkin olarak davanın karşı tarafına, inceleme sırasında herhangi bir tebligat ve bildirim yapılmamakta, yargılama süreci adeta sessiz bir şekilde ve esasen, AYM kararından menfaati etkilenecek yargılamanın diğer tarafının dahli olmaksızın ilerlemektedir. Bu durum, kesinleştiğine inanılan uyuşmazlıklarda, yıllar sonra yeniden yargılama veya tazminat talepleri gibi beklenmedik sonuçlarla karşılaşılması riskini doğurmaktadır.
Zira AYM tarafından bir ihlalin varlığına karar verilmesi halinde, tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilmektedir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde ise başvurucu taraf lehine tazminata hükmedilmesi veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilmektedir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AYM’nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde karar vermektedir.
Sonuç olarak, bir kararın kesinleşmiş olmasının, her durumda bu karar doğrultusunda tüm hukuki risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmeyebileceği unutulmamalıdır. Özellikle, tebliğ edilmeksizin ilerleyebilen AYM bireysel başvuruları, kesinleştiği düşünülen uyuşmazlıklarda dahi uzun vadeli ve öngörülmesi güç sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle, savunma hakkının kısıtlanmaması adına, AYM bireysel başvurularında, davanın diğer tarafına tebligat yapılarak ilgili tarafın yargılamaya dahil edilmesi yönünde mevzuat değişikliğine ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

