A Notable Constitutional Court Decision on the Dismissal of Labor Claims with a Foreign Element on Statute of Limitations Grounds
January 27, 2026The Limits of Court Assistance in Interim Measures and Precautionary Attachment Orders Rendered by Arbitral Tribunals
February 2, 2026
Hakemler Tarafından Verilen İhtiyati Tedbir ve Haciz Kararlarında Mahkeme Yardımının Sınırları
Tahkim yargılamalarında, tarafların hak ve menfaatlerini korumak amacıyla, nihai karar verilene kadar taraflarca ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep edilmesi sıklıkla başvurulan bir yoldur. Ancak, hakem heyetince verilen bu kararların taraflarca yerine getirilmemesi halinde, bunların mahkeme desteğiyle doğrudan icra edilebilir hale getirilip getirilemeyeceği uzun süredir hem doktrinde hem de uygulamada tartışma konusu olmaya devam etmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 414. maddesi uyarınca, geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığı halinde hakemler tarafından verilen “ihtiyati tedbir” kararları için mahkeme aracılığıyla icra edilebilirlik şerhi alınmasına imkân tanınmaktadır. Bu düzenleme, hakem heyeti tarafından verilen ihtiyati tedbir kararlarının fiilen uygulanabilmesini sağlayan doğrudan bir mekanizma sunmaktadır. Bununla birlikte, anılan hüküm yalnızca tedbir kararlarını kapsamakta olup; ihtiyati haciz kararlarını kapsam dışında bırakmaktadır.
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun (“MTK”) “İhtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz” başlıklı 6. maddesinde ise farklı bir yaklaşım benimsenmiştir. Anılan madde uyarınca, hakem heyeti tarafından verilen ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz kararlarının taraflarca uygulanmaması halinde, karşı tarafın mahkemenin yardımına başvurabileceği düzenlenmektedir. Ancak MTK, HMK’daki gibi hakemlerce verilen tedbir kararına doğrudan doğruya icra edilebilirlik şerhi verilmesini düzenlememekte; “mahkemenin yardımı” kavramına atıf yapmaktadır. Bu durum, özellikle hakem heyeti tarafından verilen ihtiyati tedbir kararlarının karşı tarafça rızaen yerine getirilmemesi halinde izlenecek hukuki yol ve mahiyeti konusunda belirsizlik yaratmaktadır.
Doktrinde, MTK’nın 6. maddesinde yer verilen “mahkemenin yardımı” ifadesinin kapsamı konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bir görüşe göre, mahkemenin yardımı, hakemlerce verilen ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararlarının mahkeme eliyle doğrudan icra edilebilir hale getirilmesini ifade etmektedir. Bu yaklaşım uyarınca mahkeme, yeni bir koruma kararı tesis etmeksizin, hakem kararının icra kabiliyeti bakımından sınırlı bir denetim yaparak kararın fiilen uygulanmasına imkân tanımaktadır. Buna karşılık ikinci bir görüş, hakem kararının yerine getirilmemesi hâlinde mahkemenin yardımının, yeni ve bağımsız bir ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesini ifade ettiğini kabul etmektedir. Bu yaklaşıma göre mahkeme, hakem kararını icra etmekten ziyade, geçici hukuki koruma ihtiyacını kendi yetkisi çerçevesinde yeniden değerlendirir. Bir başka görüş ise, “mahkemenin yardımı” kavramını ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz bakımından ayrı ayrı değerlendirmekte; hakemlerce verilen ihtiyati tedbir kararlarının mahkeme yardımıyla uygulanmasının mümkün olabileceğini, buna karşılık ihtiyati haciz kararlarının niteliği gereği ancak mahkeme tarafından verilmiş yeni ve bağımsız bir karar ile hayata geçirilebileceğini ileri sürmektedir.
Bu çerçevede uygulamada sıklıkla şu sorular gündeme gelmektedir: Mahkemenin yardımı kavramının amacı ve sınırları nelerdir? Hakem heyeti tarafından verilen bir ihtiyati tedbir veya haciz kararı karşı tarafça yerine getirilmediğinde, bu karara mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınması mümkün müdür?
Nitekim, söz konusu görüşler doğrultusunda uygulamada hakemlerce verilen geçici ve koruyucu tedbir kararlarına uyulmaması üzerine mahkemelere başvurularak icra edilebilirlik şerhi alınması için çaba gösterilmektedir.
Konuya ilişkin Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yakın tarihli bir kararında; hakem heyetince verilen ihtiyati tedbir ve haciz kararlarının taraflarca uygulanmaması halinde mahkemenin yardımına başvurulması durumunda, verilecek kararın icra edilebilirlik şerhi niteliği taşımadığı; mahkemenin ancak kendi yetkisi çerçevesinde yeni ve bağımsız bir geçici hukuki koruma kararı verebileceği vurgulanmıştır (anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu daha sonradan reddedilmiştir).
I. Kararın Arka Planı
Uyuşmazlık, İstanbul Tahkim Merkezi nezdinde yürütülen bir tahkim yargılaması sırasında hakem heyeti tarafından davalının malları üzerinde ihtiyati haciz uygulanması yönünde verilen karara karşı tarafça uyulmaması ve kararın uygulanmaması üzerine ortaya çıkmıştır. Davacı, hakem kararının icraen uygulanabilir hale gelmesi amacıyla Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurmuş ve hakem kararına icra edilebilirlik şerhi verilmesini talep etmiştir.
II. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin Temel Bulguları
Mahkeme, hakem heyetince verilen ihtiyati haciz kararının uygulanması için icra edilebilir kararı verilmesine yönelik başvuruyu reddetmiş ve gerekçesinde şu değerlendirmelere yer vermiştir:
- MTK’da düzenlenen “mahkemenin yardımı” kavramı, hakem kararının icra edilebilirlik kabiliyeti kazanmasını sağlamak üzere öngörülmüş değildir. Söz konusu düzenleme, yalnızca taraflardan birinin başvurusu üzerine mahkemenin, kendi yetkisi çerçevesinde yeni bir geçici hukuki koruma kararı verip vermeyeceğini değerlendirmesine imkân tanımaktadır.
- Hakem heyeti tarafından verilen bir ihtiyati tedbir veya haciz kararına icra edilebilirlik şerhi verilmesi, MTK’da öngörülmeyen bir müessesenin kıyas yoluyla ihdas edilmesi anlamına gelecek olup, kanunilik ilkesine ve tahkim yargılamasının özerk yapısına aykırıdır.
III.Sonuç
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin kararı, MTK kapsamında hakem heyetleri tarafından verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının mahkeme eliyle icra edilebilir hale getirilmesinin mümkün olmadığını, MTK hükümlerinin, HMK’nın aksine, hakem kararlarına icra edilebilirlik şerhi verilmesine olanak sağlayan açık bir düzenleme içermediğini; yalnızca ilgili tarafın başvurusu üzerine, mahkemelerin aynı konuda yeni ve bağımsız bir geçici hukuki koruma kararı verebilme yetkisini ifade ettiğini vurgulamaktadır.
Dolayısıyla, anılan kararın benimsenmesi durumunda, MTK çerçevesinde hakem heyetince verilen ihtiyati tedbir veya haciz kararlarının yerine getirilmemesi halinde mahkemeye yapılacak başvurular, icra edilebilirlik şerhi talebi olarak değil; yeni bir geçici tedbir veya haciz kararı verilmesi talebi olarak mahkemeye sunulmalıdır. Aksi halde, bir başka ifadeyle hakem kararlarına icra edilebilirlik şerhi verilmesine yönelik başvuruda bulunulması halinde, mevcut yasal düzenleme çerçevesinde bu yöndeki bir talebin reddedilmesi olasılığı bulunmaktadır.

